06 Ocak 2008

Yazılacak Çok Şey Var

Bu bölümde de yazmayı düşündüğüm şeylerden biraz bahsetmek istedim (kim merak eder, orası ayrı).

Yılan Savaşları, post-apokaliptik bir Dünya'da kurgulanmış, en basit ihtiyaçlarını bile zorlukla gideren, köklerine dönmüş fakat entellektüel açıdan ilerlemesini kaybetmemiş, kendilerine yeni inançlar bulmuş olan iki farklı milleti anlatan bir roman olacak. Milletlerin birbirine olan bakış açısı, önyargılar ve bunların nasıl değiştiğini anlatmaya çalışacağım.

Cehennem Kapısı: İstanbul ise güzelim şehrimizin gizemlerle kaplı tarihine bir yolculukla yüzyıllar öncesinde yapılmış uğursuz bir anlaşmadan yola çıkarak, Aleister Crowley'e kadar ulaşıyor ve yasadışı dinbaz örgütlerin emellerini anlatıyor. Bütün bu karmaşaların ortasında kalan İhsan isimli gence ise bu karmaşayı çözme fırsatı veriliyor. Lâkin bunu yaparken Şeytan'ın hedefinde olduğunu bilmeyen genç adam kendisiyle ve hem ruhani hem de dış güçlerle mücadele etmesi gerekiyor.

Gaz Lambası Işığında Hikayeler: Hikayat-ı Ehl-i Dubara aslında bir roman değil, adından da anlaşılacağı gibi (Osmanlıca bilmeyenler de olabilir, hoş ben de bilmiyorum) sahtekarlık ustalarının bir tarihi. On yedinci yüzyıldan, günümüze dek olan bütün sahtekarlıkların nasıl da hayatımıza yedirildiğini anlatan ve yüzyıllardır aynı numaralara nasıl kandığımızı anlatan, biraz da Türk zekâsının önlenemez yükselişini irdeleyen bir hikaye derlemesi. Bu derlemeden ilk örneği Kızıl Celâlleddin'i bu blogda okuyabilirsiniz.

Yol, kısa adına yaraşan bir novella. Kişisel hayatımdan yansımaların fazla olduğu, bir yandan topluma karşı olan, bir yandan da ona hizmet etmek için her şeyi vermeye hazır, genç ve paranoyak bir komiser olan Kemal'in bir aile dostlarının cinayetini çözmeye çalışırken yaşadığı gidip gelmeleri ve kendiyle olan hesaplaşmalarını kendi ağzından aktardığı bir kitap olmasını planlıyorum.

Bütün hepsi şimdilik bu kadar. Umarım yeterince zamanım olur ve bu eserleri kazandırabilirim. Edebi kalın ;)

0 yorum: